ULUMİL KAYIP TÜRK ÖĞRETİSİ

Bozkurtlarla Gökkurtların Buluştuğu Otağ
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 2.Göktürk Devleti Böl.4

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Uraltu
Admin


Mesaj Sayısı : 57
Kayıt tarihi : 27/06/09

MesajKonu: 2.Göktürk Devleti Böl.4   Perş. Tem. 09, 2009 3:37 pm

Büyük Gök-Türk devlet adamı Tonyukuk ile ilgili son haber 725’e aittir. O, her halde bu tarihten sonra ölmüş olmalıdır. Gök Türk istiklal savaşı hazırlıklarından itibaren, İlteriş, Kapagan, Bilge zamanlarında devlete 46 yıl hizmet eden, savaşlarında hiç başarısızlığa uğramayan, “Boyla Baga Apa Tarkan” ünvanlarını taşıyan “bilge” ve stratejist Tonyukuk hakanlığın ordusunu, maliyesini, adliyesini tanzimde başta geliyordu.

Çin kaynaklarında bile bu meziyetleri belirtilmekte ve “Aygucı” olarak hakanlar üzerindeki tesirini, aynı zamanda o çağın dini kültürel cereyanlarını nasıl yakından takip edip Türk milleti açısından değerlendirdiğini gösteren deliller verilmektedir: Bilge Kağan, Çin’de olduğu gibi, Türk ülkesinde de şehirleri surlarla çevirtmek, hisarlar yaptırmak istiyordu. Tonyukuk itiraz etti.

“Bunlar olmamalı. Biz ömrünü sulu ve otlu bozkırlarda geçiren bir milletiz. Hayat tarzımız bizi daima harp egzersizi içinde tutmaktadır. Gök-Türklerin sayısı Çinlilerin yüzde biri bile değildir. Başarılarımız yaşayış tarzımızdan ileri gelir. Kuvvetli zamanlarımızda ordular sevk eder, akınlar yaparız. Zayıf isek, bozkırlara çekilir, mücadele ederiz. Eğer kale ve surlar içine kapanırsak, T’ang orduları bizi kuşatır, ülkemizi istila eder...”.

Bilge’nin diğer bir düşüncesi de memlekette Budist ve Taoist tapınaklar inşa ettirerek bu din ve felsefeyi Türkler arasında yaymaktı. Tonyukuk şöyle dedi: “ Her ikisi de insandaki hükmetme ve iktidar duygusunu zaafa uğratır. Kuvvet ve savaşçılık yolu bu değildir. Bize uygun düşmez. Türk milletini yaşatmak istiyorsak, ne bu çeşit talimlere, ne de bu türlü tapınaklara ülkemizde yer vermemeliyiz”. Kaynağın (T’ang-shu) ilave ettiğine göre, bu tavsiyelerdeki “derin mana” Gök-Türk başkentinde iyi anlaşılmıştır.

Tonyukuk öldükten sonra, hatırasına Orhun’da Bayın-çokto mevkiinde bir kitabe dikilmiştir (herhalde 726-727’lerde). Yalnız Türkler’den kalma bir milli tarih kaynağı olarak değil, aynı zamanda Türk dili ve edebiyatının uzun ve kolayca okunabilen ilk abidesi olarak da kültür tarihinde mühim yer tutan bu kitabe metninin bizzat Tonyukuk tarafından kaleme alınmış olması ihtimali, Aygucı, Bilge Tonyukuk’a Türk edebiyatının adı ve şahsiyeti bilinen ilk siması olmak şerefini de kazandırmaktadır.

731 yılında da Kül Tegin öldü (eski Türk takvimlerine göre, “koyun” yılının 17. günü = 27 Şubat 731). 47 yaşında idi ve İnançu, Apa, Tarkan ünvanlarını taşıyordu. yedi yaşından beri ömrünü Türk milletinin yücelmesine hasreden cesareti, savaşçılığı hem Türk, hem Çin vesikalarında övülen Kül Tegin’in büyük kahramanlıklarından biri, Gök-Türk karargahının 716’da Dokuz-Oğuzlar tarafından basıldığı zaman görülmüştü. Bilge Kagan anlatıyor:

“Anam hatun, büyük kadınlar, kardeşlerim, gelinim, prenseslerim cariye olacaktı. Ölenler yolda kalacaktı. Kül Tegin karargahı vermedi. O, olmasa idi hepiniz ölecektiniz”. (Kitabeler). Ölümü hakanlıkta büyük teessür yaratan kahraman hakkında işte kitabelere geçen samimi ifadeler (Bilge’nin ağzından):

“Küçük kardeşim Kül Tegin öldü, görür gözüm görmez oldu, bilir bilgim bilmez oldu. Zamanın takdiri Tanrınındır. Kişi-oğlu ölmek için yaratılmıştı. Yaslandım, gözden yaş, gönülden feryat gelerek yanıp yıkıldım... Milletimin gözü, kaşı (ağlamaktan) fena olacak diye sakındım”.

Çin’de de aynı üzüntü duyulmuş, imparator hususî elçi ile Ötüken’e baş sağlığı mektubu göndermiş, Kül Tegin’in hatırasına dikilecek abideye Çince bir metnin de kazınmasını arzu etmişti.

Bilge Kağan’ın isteği ile hazırlanan Kül Tegin kitabesinin Türkçe metnini Kül Tegin’in “atısı” (atabey) prens Yollıg Tegin yazmış ve 20 günde taşa kazmıştı. Gök Türk tarihi, kültürü ve Türk dil ve edebiyatı yönlerinden emsalsiz bir değer taşıyan bu kitabe ile birlikte Kül Tegin’in anıt-kabri ve içindeki nakış tasvirler tamamlanmış ve büyük cenaze töreni 1 Kasım 731 günü (“Koyun” yılının 9. ayının 27’si) yapılmıştır. Törene Gök-Türk halkı ve ileri gelenlerinden başka Çin, K’i-tan, Tatabı, Tibet, İran, Sogd, Buhara, Türgiş, Kırgız vb. devlet ve kavimler hususi heyetlerle katılmışlardı.

İki büyük yardımcısını kaybeden Bilge’nin 734 yazında K’i-tan ve Tatabılara karşı Töngkes Dağı’nda kazandığı zafer dışında bir faaliyeti görülmemektedir. Bilge, kendisi ile evlenmesi kararlaştırılan Çinli prenses için teşekkürlerini bildirmek üzere imparatora elçi göndermiş, fakat bu evlenme gerçekleşmemiştir. Çünkü yukarıda da adı geçen Buyrukçur tarafından zehirlendi. Ölünceye kadar, başta bu nazır olmak üzere işbirlikçilerini bertaraf eden Bilge nihayet 25 Kasım 734’te öldü (“İt” yılının 10. ayının 26’sı). 19 sene “şad” ve 19 yıl kagan olmuş, Çin kaynaklarında da belirtildiği üzere, çok güvendiği “Türk milletini çok sevmek” ile tanınmıştı.

“Ey Türk milleti, üstte gök yıkılmaz, altta yer delinmezse, devletini, töreni kim bozabilir” (Kitabeler) diyen Bilge, oğlu tarafından diktirilen kitabede şunları söylemektedir: “... Üstte Tanrı, aşağıda yer buyurduğu için milletimi, gözünün görmediği, kulağının duymadığı ileri gün doğusuna, geri gün batısına, beri gün ortasına, yukarı gece ortasına kadar götürdüm. Altının sarısını, gümüşün beyazını, ipeğin halisini, atın ayrığını, kakım’ın siyahını, sincab’ın gökünü milletime, Türklerime kazandırdım”.

Bilge Kagan’ın ölümü, Kül Tegin’in acısını henüz unutmayan Türk halkını yasa boğdu. Çin imparatoru da ülkesinde matem ilan ederek, taziyetlerini bildirdi. Bilge için bir anıt-kabir inşasına ve bir kitabe dikilmesi hazırlığına başlandı. Metni yine Yollıg Tegin kaleme almış ve bir ay 4 günde taşa kazımıştı (735). Çin imparatorunun arzusu üzerine buraya da Çince bir kitabe ilave edildi.

Bilge’nin ölümü üzerine Gök Türk devletinde çöküş belirtileri kendini gösterdi. Babasının yerine tahta çıkan Türk Bilge Kagan (Çin kaynaklarında, İ-jan)’dan sonra küçük kardeşi Tengri Han (Çincesi, Teng-li) geçti. 740 yılında Gök Türk tahtında yine “Tengri Han” diye anılan bir kagan vardı ve bu, Bilge’nin oğlu idi (Bilgeden sonraki kaganlar meselesi biraz karışıktır). Hakan çocuk denecek yaşta olduğu için idare annesi (Tonyukuk’un kızı) P’o-fu’nun elinde idi.


Hatun devlete hakim olamadı, hanedan üyeleri birbirine düştü ve huzursuzluk bütün yurda yayıldı. Durumdan faydalanan Basmıllar, Karluklar ve Uygurlar birleştiler ve vaziyete hakim olur olmaz, Asena ailesinden gelen Basmıl başbuğunu “kağan” ilan ettiler (742) ve Gök Türk Hakanı Ozmış (Vu-su-mi-şi) sonra da onun küçük kardeşi, son Gök Türk hakanı Po-mei’yi öldürdüler. Bu arada müttefiklerin araları açıldı. Basmıl Başbuğu (Kağan) ortadan kaldırıldı ve Uygur başbuğu Kagan ilan edildi. Kutlu Kül Bilge Han (745). Ötüken’de Uygur Türk Devleti devri başlıyordu. Bununla beraber, Gök Türk çağının bazı aileleri, hatta Tonyukuk soyundan gelenler, Uygur devletinde ve sonraki Moğollar devrinde bile ehemmiyetlerini muhafaza etmiş görünmektedirler...
Böylece yüce saf kan öz Türk budunun kurduğu son devlet yıkılıp gitmişti.
Zaman en büyük krallıkları bile toz yapar.Ama yine aynı zaman tarihin karanlıklarında kaybolmuş krallıkların tozlarından büyük krallıklarda kurabilir.Arab ve iranlıların kendilerinden çıkacağını zannettiği Büyük kralı Türk evladını bekleyin.Şu an aranızda kim bilir belkide son hazırlıklarını tamamlıyordur.
TANRI TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://kutugbilig.turkproforum.com
 
2.Göktürk Devleti Böl.4
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ULUMİL KAYIP TÜRK ÖĞRETİSİ :: Türk tarihi İslamdan önce-
Buraya geçin: